Sepetiniz
0 TL ( 0 Ürün)

Erkek Adam Kuyumcuya Gitmez 2

Neler çektim ben neler, bu pırlanta işini öğrenip de hanıma yüzüğü alıncaya kadar. Evlilik elden gidiyordu neredeyse. Sonunda “erospirlanta.com”u keşfettim de rahatladım. Mutlu bir evliliğim; huzurlu bir yuvam var “erospirlanta.com” sayesinde. Bu yazıları da zaten kimse benim çektiklerimi çekmesin, hiçbir erkek, kuyumcuda benim durumuma düşmesin diye yazıyorum.

Benim kâbusum oldu bu kuyumcular, sizin olmasın!

Günlerdir kuyumcu kuyumcu gezip, bilinçsizce bir oraya bir buraya sürüklendiğim; hiçbir şey anlamadan para denkleştirmeye çalıştığım ve artık pes etmek üzere olduğum günlerdi... Boş bulunup kuyumcunun vitrin camında “Saçıma bir bakayım.” dememle başladı her şey... Cama şöyle hafif bir yüzümü yaklaştırıp o suni parlak kuyumcu vitrini ışığıyla görüş kabiliyetimi yitirecekken içerideki takım elbiseli abiyle göz göze geldim. Vallahi, kendimi kuyumcuyu soyuyor gibi hissettim. Aman, ne bakıştı o... Gözümden anladı hemen. İnsan sarrafı tabii... Biliyor bir kara cahil olduğumuzu iş, taşa, altına gelince... Eee, yanımızda hatun falan da yok... Karambolde bir şey gazlayabileceği bir durum da olmayacak... Hiç, onun için, cama bile yaklaştırmıyor... Çakal... Buz gibi baktı; hiç istifini bozmadan kapıya doğru yürümeye başladı, kendinden emin, vakur... Sakıncalı bir şahıs değilsem ufaktan voltamı alayım; yok eğer harbiden kuyumcuya ilgim, orayı kendime finansal kaynak yaratma amaçlı kullanmaksa da o, benim façamı alsın diye... “You shall not pass!” durumu.

Korktum... Tırstım... Saçma sapan bir de mahcup oldum, sanki soygun öncesi keşif yapıyormuşum gibi. Öyle bir ruh hâline soktu beni, yani, sinek kaydı tıraşlı, takım elbiseli; görseniz “Hangi ülkenin başkonsolosu bu beyefendi acaba?” diyeceğiniz ekselansları... Dimdik de duruyor... Ama yer miyim ben? Yemem... Aslında daha çok, kendime yediremem... “Aaaa...” dedim, “Eeee...” dedim, “Öööö...” dedim; “Ben, yüzük bakmıştım.” diye patlatıverdim.

Baktı bana... Süzdü bir... Pek ikna olmadı ama zarar da gelmeyeceğine kâni oldu ki -hâlâ biraz şüpheyle de olsa ve inanmasa da yüzük alacağıma- “Nasıl bir şey bakmıştınız?” diye sordu ağız ucuyla. Ama hâlâ dükkâna girmiş falan değiliz... Ekselansları başkonsolos hazretleri, vize vermemiş daha... “Ya, aslında benimkisi bir ön bilgi almak.” dedim, “Evlilik planlıyoruz da... Ne alınır, alyans, tektaş... Hiç anladığım konular da değil... Fiyat falan, öyle bakıyordum...”

Ekselansları, bu sefer biraz (ama gerçekten biraz; hatta, çok çok az) rahatlamış olarak “Tebrik ederim; Allah tamamına erdirsin. Kimle?” dedi... “Nasıl kimle? Ne demek kimle? Hem, sana ne, be adam... Kimleyse kimle... Bizimkiyle herhâlde... Askerlik arkadaşımızla evlenecek hâlimiz yok! Ne âlâkası var konuyla; kimle evleneceğime göre mi yüzük vereceksin? Ben meşhur değilim; sen de paparazzi değilsin... Niye soruyorsun? Yoksa? Bana bak... Bana düşündüğün biri mi vardı... Doğru söyle, bak... Yapar mısın bana öyle bir güzellik gerçekten? Bi' tanıştır. Daha, çok ciddi bir durum değil bizimkisi... Olmadı, ona alırım yüzüğü... Güzel mi? Fotoğrafı var mı yanında? Facebook'tan göstersene... Abi... Adı ne? Adı ne abi, söylesene...” diyerek tam kendimi kaybedecekken kapanan kapının sesiyle kendime geldim. O anda “bi'tanem” geldi aklıma... Sevgilim aklıma gelince de tabii, hop, kendime geldim ben de hemen: “Kiminle olacak; dünyanın en güzel kızıyla!”, dedim, gururla. 



Bu cevabım hoşuna gitti sayın başkonsolosun, “Afferim.” dedi, “Evleneceğin kıza böyle değer vermelisin işte! Ve verdiğin değeri de ona göstermelisin... En başından... Evlenme teklifini yaparken alacağın yüzük, ona verdiğin kıymeti yansıtır. Ne kadar pahalı, o kadar iyi yani....”

Ardından buyurun, buyurun.” dedi. Bir kere başlamış da bulundum ya... Korkarak girdim.İçerisi sıcaktı. Çok fazla spot vardı. Ekselansları, tezgahın arkasına geçip bana baktı.... Gülümsemedi. Benim tarafımdan görünmese de hareketlerinden çıkarabildiğim kadarıyla bir çekmeceyi açıyordu. “Silah mı arıyordu?”, “İnanmamış mıydı bana?”, “Tanrım, neye bulaşmıştım ben?” gibi pek dramatik düşünceler geçerken aklımdan, “Ne kadar pahalı, o kadar iyi.” dedi yine. “Ne kadarlık bir bütçe ayırmıştın?” diye de ekledi. Ben, yine “Aaaa...” oldum, “Eeee...” oldum, “Öööö...” oldum; “Ne kadar ki bir yüzük, ortalama?” dedim. “Ortalama mı?” diye sordu ve hemen cevabını da kendisi verdi: “Ortalama, bir 15 bin lira falan çıkarmalısın gözden.”

Kahretsin! Kızarmaya başladığımı hissettim. Bu arada beynim de uyuşur gibi oldu. Gözlerim de kararıyordu sanki... Ayrıca kulaklarım neden yanıyordu ki?... Toparlamaya çalışıp kendimi, zorla yutkunup “Ben, daha uygun bir şeyler düşünmüştüm.” diyebildim. “Neden?”, dedi, “Müstakbel eşin etmez mi o kadar?” Ter içinde kalmış ben... Beyni uyuşmakta olan ben... Gözü kararmaya başlayan ben... Sırf bu monşer, beni tekinsiz bir tip olarak algılayıp da dükkânını soyacak bir kopuk sanmasın diye, bir gaflet yüzük alacak olduğunu söylemiş ve sonunda şu adamın karşısında kıpkırmızı kulaklarla ezilip büzülmüş olan ben, bu lafı duyunca irkildim ve “Ne demek 'Etmez mi o kadar?'; sen nasıl konuşuyorsun!” diye patladım. Hiç “ekselansları”, “mekselansları” falan da demedim. Bu, “Ederse o zaman, bastıracaksın parayı; alacaksın yüzüğü... Ucuza mı kapatacaksın kızı?” deyince de koydum kafayı burnunun ortasına...

Kan ter içindeydim... Gözlerimi yavaşça açtım... Üzerimden kayıp gitmiş battaniyeyi ayağımla itip bir su almak için kalktım yataktan. Ne biçim bir kâbustu be bu böyle! Bir pırlanta yüzük için erkek adamın düştüğü hâllere bak! Rüyası bile hoş değil... Kâbus... Kâbus...

Bu pırlanta yüzük stresi günlerdir beni çok yormuştu... Artık zihnim, bana oyunlar oynamaya başlamıştı ve deliriyordum. “Yok arkadaş, ben daha da kuyumcuya falan gitmem. Yok mu internette bir site, yüzük falan da alınabilen!” deyip yazdım “google”a “pırlanta” diye... Sırf “pırlanta” yazınca erospirlanta.com çıktı en başta. Belli ki en sağlam site... Girdim hemen, neymiş, ne değilmiş öğrenmek için pırlanta mevzuunu. Hakikaten de dört dörtlük bir site yapmışlardı. Pırlantayla ilgili ne ararsan vardı... “Nasıl seçilir?”, “Hangi özelliklerine bakmak gerekir?”, “Fiyatları nelerdir?” gibi pırlantayla ilgili aradığım bütün soruların cevabı vardı erospirlanta.com'da... İki dakikada uzman oldum neredeyse... Üstelik o kâbus başkonsolos da yoktu ileri geri konuşup duran; beni rezilliklerden rezilliklere sokan. Aksine, anında online olarak sorularıma cevap veren, yüzük seçimimde bana yardımcı olan o kibar müşteri temsilcisi, en uygun yüzüğü seçerken bana çok destek oldu.

Ve o karanlık günleri “erospirlanta.com” sayesinde atlatmış oldum. Ama o süreçte başımdan geçen ibretlik hikâyeleri buradan sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Ki herkes görsün, erkek adam kuyumcuya giderse başına neler gelir...Erkek adam, adam gibi gider, yüzüğünü erospirlanta.com'dan alır, kendini de bozmaz!